BERFEND BER Web Sites / Berfend BER Web Siteleri

.

GİRİŞ



Kelimeler güçlüdür...


Kelimeler güçlüdür;
Kötü ( Küfürlü ) sözle yaşamın korku ve kabusa düştüğün an, nefretin zihninde, şeytan ( Kötü ) omzundadır.
O an kendini tahrikle değil, iradenle sabrını ödüllendir.
Tahrikin kaçınılmazlığı ile dehşete düştüğün an, şeytanla ( Kötüyle ) ateşlenir.
O an kendini nerede değil nereye gideceğin sonuçla sahiplenilmelidir.

Kelimeler güçlüdür;
İyi sözle yaşamın mutluluğa dönüştüğü an, cesaretinle güveninin bekçiliğini yap
O an kendini ulaşılmaz değil, ışıltıyla davet çıkar ve paylaş

Kelimeler güçlüdür;
Eleştirildiğin an, kendini, başkalarının gördüğünü, gerçeği gör
O an kendini zihninde bulandırarak değil, gerçeğiyle berraklaştır

Her sebep iyi veya kötü neticeleriyle katkıda bulunmuş olduğu belleğin oluşum zerreleriyle yaşamın ta kendisidir. Neticesiyle kötü, sabırla ayıklanmalı, iyi ise mutluluğun ta kendisidir.
Ben mutluluğun ruh dinginliğinin zora düşmesiyle ortaya çıkan kaygının yaratıcılıkla sonsuza değin yok olmasıyla elde edildiğine bu nedenle de akıl ve zekamın gerisindekilere yaşamın öğreticiliğinde iyi öğrenci olmalarını sadece tembih edebilirim....

Berfend BER
03.01.2007

Romandan alıntı : Bölüm - 2


" O "
HASTANE ODASI


Selim KANT 1980 yılında askerliğini bitirdikten sonra İstanbul da bir şirkette Genel müdür asistanı olarak çalışmaya başladığı dönemde eşi Zeynep hanımla nişanlanıp 1981 yılında evlenmiştir. Zeynep hanım 1,67 cm boyunda buğday tenli kumral lüle saçlı,yeşil gözlü muhteşem güzellikte hayat dolu sevgiyle yoğrulmuş paylaşmasını bilen kadının delikanlısı tabirine uyumlu bir hanımdı.

Selim KANT’ın güneş ilk önce sabahları yastığımın diğer ucunda onun sımsıcacık bakan pırıltılı gözleriyle güneş doğar dediği eşinin mahcup ve utangaç ilk busesini yanağında hissediyor, yıllardır kaybolmayan izini sol eliyle hissetmeye çalışıyordu. Lüle saçlarının kıvrılarak kundak üzerinde yayıldığı ilk çocuklarının tutuşunu ve mutlulukla dolu tebessümünün birden haykırışa, ağlamaya, çaresizliğe dönüşünü ,uzattığı elinin olanca gücünle tutamadığını oğlu ve kızının umut dolu bakışları arasında görüyordu.

Selim KANT’ın gözlerinin önündeki yaşam bulanıklığı,kendini zorlamasıyla ağır ağır netleştiğinde; Bulunduğu ortama anlam veremedi. Ne olduğunu düşünmek istediyse de başaramadı. Oğlu ve kızı karşısındaydı, zoraki ve kaygılı tebessümleriyle babalarının eline kenetlenmiş, dudaklarının arasından çıkacak sesi duymak istiyorlardı. İşte o an kaza anındaki o çaresiz sesler kulağının içersinde tekrar yankılandı, vücuduyla onları sarmak istediyse de o gücü kendinde bulamadı. Göz pınarlarından süzülen yaşlarla; Şükrederek, umuda devam edecek yolculuğun can yoldaşlarına, yavrularına ;
“ Sizleri çok, çok seviyorum...” deyebildi.
Çocuklarının kaygısı o an tüm duygusallıklarıyla mutluluğa dönüştü. Kızı Senem KANT;
“ Babam, canım benim, canımız ,varlığımız...”dediğinde,olanca gücüyle elini sıkarak;
“ Kızım, güzel kızım...” dedi
Sol eliyle başını sıvazlayarak, göz yaşlarını silmeye çalıştığı oğlu Berksan KANT’I, kendine çekerek göğsüne yasladı;
“ Oğlum, sevgi dolu oğlum, güç kaynağım benim “ dedi.

Donuklaşan göz yaşlarının, görme bulanıklığıyla birden, kederli paylaşımcısını, sevdiğini, aile birlikteliğinin sevgilisini odanın içersinde aradı... Yoktu !..

Tüm bedenini korku ve heyecan kaplamıştı. Bir an titrediğini hissetti, göğsünün üzeri ağırlaşmış, nefes alması güçleşmiş, sanki bir şey boğazına düğümlenmişti, zor da olsa yutkundu, korkuyordu ve soramıyordu da...

Selim KANT ellerinden sımsıkı tuttuğu çocuklarına bir yandan bakıyor, bir yandan da korku ve heyecanını bastırmaya çalışıyordu. Onların yüz ifadelerinde mana arıyordu çünkü, korktuğu gibiyse, yaşamsal varlığında güçlü olmak adına, bu buluşma anını, kabusa çevirip, onları bir an olsun üzmek istemiyordu. Bu nedenle soramadı.
“ Oğlum bir şeyin yok değil mi? “
“ iyiyim baba sadece çok korktuk “
“ Kızım peki sende bir şey var mı?
“ Yook...” dedi ve donuk bir ifadeyle öylece kala kaldı.
Selim KANT’ın endişesi artmıştı. Gözlerinin içine bakarak;
“ Emin misin kızım? Dedi.
“ Sadece çarpma şiddetiyle belim ağrıyor, baba. Tetkiklerim yapıldı sorun yok, senin iyi olmanı bekliyoruz...”
“ Ben iyi gibiyim,kolum ve boynum, şoka girdim herhalde ?”
“ Evet şoktaydın bugün ikinci gün “ dediğinde Selim Kant telaşlı ve titrek bir sesle;
“ ikinci gün mü ?”
“ Evet, babacım ikinci gün. Konuşmak için daha da fazla kendini yorma, dinlen biraz, bizi merak etme, iyiyiz, canım babam benim.” Dedi Senem KANT babasının başını sağ eliyle sararak, okşadıktan sonra ,yanağına sıcak ve titrek bir öpücük kondurdu, sol elini kardeşinin omzuna atarak onu babasına doğru itti;
“ Hadi kardeşim, babaya güçlü bir öpücük.” Dedi. Kardeşi Berksan KANT babasını sarılarak öptü. Başını babasının göğsüne yatırdı ve onu iyicene sardı. Baba oğul tümlenmişti onun bu sevgi dolu sarılışı Selim KANT’ı sorup ta soramadığı adına iyiden iyiye telaşlandırmıştı artık. Berksan KANT başını kaldırıp babasına hüzünlü bir bakıştan sonra tekrar sevgi dolu sarılarak öperken;
“ Kahraman babam “ dedi. Selim KANT oğlunun bu ifadesiyle ilk defa karşılaşıyordu şaşkın bir edayla;
“ Oğlum baban niye kahraman, nereden çıktı bu kahramanlık “ dedi.
Berksan KANT babasından kendini çekerek başını öne eğdi, yüzü pembelendi, babasının gözlerinin içine bakarak , biraz mahcup;
“ Benim için kendi hayatını tehlikeye attın, sağ kolunu ve başını uzatmasaydın, ben baba, ben arabanın camından dışarı fırlayacaktım ve ölecektim, hayatımı sen kurtardın, sen benim kahramanımsın artık.”

Berksan KANT ağlayarak babasına tekrar sarıldı. Birbirlerini öyle öpüyorlardı ki artık baba oğul bu duygu dolu ortamının içersinde göz yaşları birbirleri içine girmişti. Selim KANT oğlunun kokusuyla birden ayıldı çünkü o artık oğlunun kahramanıydı, bu ailenin kahramanıydı Kahramanlar, kahramanlıklar yaparlardı, hayat kurtarırdı. Onun annesi Selim KANT’ın kederli paylaşımcısı ve sevgilisi de ölmemiş olmalıydı...

Selim KANT yattığı yerde dimdik yatıyordu, benliğinde varlığından haberdar bulunmadığı yepyeni duyguları yaşıyordu, önce sevdiği insanın öldüğünü düşünüyor, sonrasında yaşadığından emin olduğun da, kalbi artık endişe dolu korkuları, umutları ve emelleriyle hatta vicdanıyla, bambaşka, doyumsuz mutluluğa dönüşüyordu. Oğlunu son kez öptükten sonra kızına sormak için başını çevirdiğinde, açılan oda kapısının sesini duydu. Göz yaşlarıyla buğulaşmış gözleriyle baktığında; yaşadığı, tanıdığı, beyaz ışık hüzmesini görür gibi oldu. Işık hüzmesi ona yaklaşırken arkasındaki tonunun onu mutlulukla “saracağını fark edemeden..

Gelen doktor bey ;
“ Kaza zademiz kendine gelmiş “ diyerek arkasına doğru dönüp yol verdiği Zeynep KANT’ tan başkası değildi.

O an, o apansız an Zeynep’ inin anıydı, Selim KANT'ın anıydı aile birlikteliğinin umuda yolculuğunda ki devam anıydı...

Selim KANT sevgiyle eşinin tenine dokunmak hatta özlemini bir an olsun kabus gibi çektiği Zeynep’e sarılmak için sol elini kaldırdığında Zeynep’in söylemek istediklerini kulaklarında hissedercesine;
“ tamam, tamam canım ben iyiyim.” Dedi. Ve onu sardı. Eliyle yüzünü okşarken, süzülen kavuşma sevinci, gözyaşı damlalarını siliyor, hayranlıkla gözlerinin içine bakıyordu. Zeynep;
“ Bizi çok korkuttun, perişan olduk, bir an seni kaybettiğimizi düşündük, buraya gelince doktorlar bizi rahatlattı” dedi Selim Zeynep’in alnındaki kızarıklığı gördü;
“ Başını vurmuşsun “ dedi. Zeynep;
“ Evet, bir şeyim yok,hepimiz iyiyiz, sende iyi olacaksın “ dedi ve doktor beye dönerek;
“ öyle değil mi doktor bey, biraz evhamlıdır da ” Doktor;
“ Gayet iyi, sağlıklı gözüküyor bir aya kadar hiç bir şeyi kalmaz” dediğinde, Selim KANT Doktor beye tedirgin ve telaşlı bir ifadeyle;
“ Bir ay burada mıyım?.. Doktor bey!.. “ dediğinde, doktor bey;
“ Korkmayın iki güne kadar taburcu ederiz “ dedi ve;
“ Sizleri ailece ne baş başa bırakıyım, yalnız kısa olsun, dinlensin biraz, hepinize geçmiş olsun “ dedi ve odadan çıkarken Zeynep;
“ Çok teşekkür ederiz Doktor bey...” dedi.

Selim KANT ve aile fertleri onunla aynı anda aynı şeyi düşünüyorlardı... Birbirlerine tutkuyla kenetlendiler, sevgi ve hoşgörüleri odayı taşırırcasına doldurdu. Dışarıdaki hoyrat rüzgar, odanın pencerelerini, perdeleri uçuşturarak açtığında, bu sevginin, dışarıya yayılmasına, insanlığa soludukları oksijende, katkı olması için çalışıyordu...


BERFEND BER Web Sites / Berfend BER Web Siteleri

.

TÜRKİYE 'de EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR

" YÜZDE ELLİ " Romanı tescilli olup,alıntının her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanımı yasaktır. Romanda isimleri geçen şahısların benzer veya gerçek kişilerle alakası bulunmamaktadır, tamamen hayali kişilerdir.
.


YÜZDE ELLİ

Bir zamanlar o lüks evimizde mutlulukla yaşarken, yaşantımızın bu denli değişeceğini bilemezdik..

Her şey aslında iflasla başladı gibi gözükse de bunun dışında bir çok etmen vardı bizi batırıp, bitiren ..

Kod adı : % 50
Kimliği : belirlenemedi

Batan bir adamın düşünceleri ve bunun beraberinde bir şizofrenin batan adamı yönlendirmesi...

Umutlarla yaşayan bu adam, nasıl olurda bir şizofrenin elinde savrularak, oradan oraya bu denli gidip gelebilir?

Yıllardır tanıyorum dediği arkadaşının, şizofren olduğunu öğrenen bu adamın hayalleri nasıl yıkıldı?

İşte, kısaca hayatta her türlü şey başına gelmiş bir ailenin ilginç ,dramatik kimi zaman komik yaşantısı.

işte hayatımızın romanının konusuuu....

Senem KANT

BERFEND BER FAN

.

city map